|
Bir baba çocuğunun üzerine gerilmiş Kollamaya çalışır masumun gövdesini İlk atılan kurşunla baba önce vurulmuş Duymamış yavrusunun ölüm kokan sesini
Kapatsam da gözüm ü o anı unutamam Tetiğin gerisinde hayvanlaşır bir adam.
Bomba yüklü uçaklar bize ölüm getirdi Ayağımı kopardı, koltuk deyneği verdi Gelen insan olsaydı, az da olsa severdi
Meşrebini gizledi çok fazla duyamadım Onun nefret ettiği belki de benim adım.
Füzelerin düştüğü çocukların ülkesi Adımlar ağırlaşır, farklılaşır nefesi Annemin üzerinde yırtılmış elbisesi
Ablam imdat diyorken, bunları umursamam Yarınımı kirletti, salyası akan adam.
Ne uçurtma uçurdum, ne saklambaç oynadım Gündüzün etkisiyle gece de uyumadım Gölgeler alev aldı, köze kesti her adım
Bugüne uyanınca dünümü hatırladım Her doğan çocuk için ölmüş kadar ağladım.
Bahtım gülene kadar, gayrı alı bağlamam Onurum incinmese ben bu kadar ağlamam Hissiyatı anlamaz teli kırık bağlamam
Düşlerim delik deşik huzuru sayıkladım Buna rağmen ümidi yitirmedim sakladım.
Vatanımda esvabım kanımla ebrulanır Evimizin damında güpürtüler dolanır Kapılar kurşunlanır dökülen kovan kalır
Çığlıkları duyarak uyurum uyanırım Görsem koşup oynayan çocuğu kıskanırım
Mehmet Gözükara
Bu şiirin hikâyesi:
İsrailin Filistin Halkına Tüm dünyanın gözü önünde uyguladığı insanlık dışı soykırımı ve savaş adına reva gördüğü akıl almaz zulmü bir insan olarak kınıyor ve bir an önce durdurulma gerektiğine inanıyorum.
 |