| Kapıdere'de kalan Halil Çavuş'un ağıdı |
|
|
| Mehmet GÖZÜKARA |
| Mehmet Gözükara tarafından yazıldı. |
| Pazartesi, 01 Ağustos 2011 10:57 |
|
Elbistan Ağıtları'ndan (İkinci Cilt Sayfa 256) alınmıştır.
Kapıdere'de kalan Halil Çavuş'un ağıdı Askerliğini çavuş olarak yapan Halil (Doğan) teskeresini alarak köyüne dönmüştür. Askere giderken aklında olan, Mehmet (Bölükbaşı) Ağa'nın kızı gönlünde yer etmiş, sevgisi sevdaya dönüşmüştür. Halil yakışıklı, babayiğit, sevimli, iyi huylu bir Anadolu yiğididir. Fakirlikten başka bir suçu yoktur. Dünürcü salan Halil, kızı alır. Alır almasına da, istenilen başlık parası kendisine değil, ağaya yakışan miktardadır. O dönemde başlık parası, Azrail'e can borcundan sonra gelen ikinci mecburiyetti. Halil; istenilen başlık parasını kazanmak için gurbete çıkmaktan başka çaresinin olmadığını bilmektedir. Kendi emsali, arkadaşı ve aynı zamanda komşuları olan Kadir Kaya ile kafa kafaya verip bir durum değerlendirmesi yaparlar. O günlerde yapımına yeni başlanılan Kapıdere tren hattının inşaatında çalışmaya karar verirler. O günkü adı kumpanya olan bir şirkette işe başlarlar. Kapıdere-Kadılı istasyonu arasında bir tünel inşaatında çalışırken, tünelden hafriyat taşıyan vagon Kadir'i belinden kıstırır (sıkıştırır) ve ağır yaralar. Doktor, hastane nerde.. o zamanlar, Kapıdere çevreye yolu yolağı olmayan bir dağ başıdır. Malatya araştırma hastanesine götürülecek değil ya, yaralanan Kadir, bir çadıra yatırılır. Yarası tuzlu yağ ve soğanla emlenir, kırıkları da sınıkçılıktan anlayan biri tarafından sarılır. Bu olumsuz şartlarda, ağır yaralı Kadir vefat eder. Kadir'in cansız cesedi, Büyük Yapalak'a getirmek mümkün olmadığı için Kapıdere'de bir mezarlığa gömülür. En yakın arkadaşını elîm bir kaza sonucu kaybeden Halil, çok üzgündür. Nişanlısı da aklına düştüğünde bir o kadar heyecanlanan Halil, başlık parasını kazanmaya gayret etmektedir. Ancak, başlık parasını tamamlayamadan, humma hastalığına yakalanarak o da vefat eder. Onun da cenazesi, imkansızlıktan Yapalak'a getirilemez.
Bu acıklı olaya BüyükYapalak kasabasından Haşim Sezgin şu ağıtı yakar: Kapıderesi'nde merkez kuruldu Kürd'ü, Türk'ü bir araya derildi Yapalak'tan bir çift kurban verildi Biri Halil, biri Kadir den varın Kapıderesi'nde düştüm bir derde Yanlarım çürüdü kuru yerlerde Validem sorarsa Halil'im nerde Kapıderesi'nde kaldı den varın Derdim çetin imiş ağrıyor başım Yanımda yoğudu yarenim eşim Hasretlik zor imiş Veli kardeşim Ahiri hasretlik kaldı den varın Kardeşlerim düğünümü çaldırsın Deyzem oğlu bayrağımı kaldırsın Validem de kendi kendin öldürsün Halil'in perişan halde den varın Bir sene İzmir'e bir sene yola Zayoldu emeğim döndü bir pula Bülbül feryat eder şol gonca güle Halil'in gülleri soldu den varın
Hastayım çadırda yalınız yattım Düşüne düşüne kaygıya battım Nazlı nişanlıma hasiret gittim Hasret kıyamete kaldı den varın
Deşilen kabrime hep sular doldu Şehitler ervahı yanıma geldi Şehitlere yoldaş oldu den varın Mezarımı dağ başına kazdılar Laht tutmadı çalı çırpı düzdüler Kefenimin uçlarını çözdüler Kefenin astardan sardı den varın Nişanlım da beklemesin yolumu Felek kırdı kanadımı kolumu Açmadan soldurdu taze gülümü Halil'in gülleri soldu den varın
Genç yaşımda layık görmüş ölüme Halil'in gelmiyor öldü den varın
Gelir diye günlerimi saymayın Öldüğümü Yapalak'a yaymayın Cenazemi gurbet elde koymayın Ölüsü gurbette kaldı den varın Sezgin'im feryadın arşa dayandı Halil'ime uçan kuşlar da yandı Yapalak ağladı yasa boyandı Emir büyük yerden geldi den varın Haşim Sezgin Bu ağıt, hikâyesiyle birlikte, Elbistan'ın Büyük Yapalak kasabasından Haşim Sezgin'in oğlu Şerif Sezgin'in (1934) ağzından 09.03.2011 tarihinde Mehmet Gözükara tarafından derlenmiştir.
İletişim Telefonu 0535 372 37 53 Okuma: 380 Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı deşilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.
|
![]() | Bugün | 425 |
![]() | Dün | 1314 |
![]() | Bu Hafta | 1739 |
![]() | Geçen Hafta | 9683 |
![]() | Bu Ay | 29355 |
![]() | Geçen Ay | 44468 |
![]() | Toplam | 939056 |