|
Mehmet GÖZÜKARA
|
|
Mehmet Gözükara tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 19 Ocak 2010 10:02 |
|
Şükranla anıyorum iki Dokuz Mayıs’ı Muştuyu müjdeledi bir dört beş üç sayısı
Tekfur mağrurlanarak, bakarken kalesinden Fatih atın sırtında, tutunur yelesinden
Mandanın gayretine kadırgalar muhtaçtı Ortaçağ utanınca Yeniçağ kucak açtı
Yetkiler paylaşıldı toplanılan şurâ da İstişare yapıldı, muhasara, burada
Yeryüzünden yükselip yıldızdan nur sağdılar Karanlığın kalbine Ay misali doğdular
Müjdelenmiş müjdesi çok önceden verilmiş Ebu Eyüp Ensarı at sürerken görülmüş
Yüreklerin hasreti sur da gedik açtıran Güle döndü gönüller eller açıldığı an
Gönülden görenlerle, gönülden irtibatlı Her asker farklı yerden Hasan da Ulubatlı
Her hücum oluşunda, göz kırptı surda taşlar Müjdeye mazhar oldu bahtiyar arkadaşlar
Malı, canı kaygısı halkın kafatasında Bize emanet dedik o şehrin ortasında
Tüllenen karanlıklar okşayınca ışığı Haneler aydınlandı nur kaplandı eşiği
Sevgiliyi huzura kabul buyurduğu gün Yedi tepe yedi gök arasından göründün
Şöyle el yordamıyla yokluyorum nerdesin Ne ben eski haldeyim ne sen eski haldesin
Gerilmemiş yaydayım, yerlere düşüyorum Yürek ateşten beter, dışardan üşüyorum
Talih kuşu konacak, omuz arar süzülür Hançerlenen liyakat ihanete üzülür
Lale bahçelerinde leyli leyli dolanır Laleye meyl indiren rengarenk ebrulanır
Kıyıda kırık gemi heybetinden utanır Yelken açan yiğidi göz kırpmadanda tanır
Duygular kıpırdaşır gönül evim tüllenir Ufukta bahar var ki bağ bahçeler güllenir
GÖZÜKARA nefese mahkûm olmuş bir ney’im Senin aşkına düştüm, sensiz de seninleyim. |
| |
|
Mehmet Gözükara
|
 |