|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 28 Mart 2012 15:22 |
|
Haber:Halil DEMİR
Fotoğraf:Cuma AYAR
Kuruyemişçi Ali ÖNER Afşin’de Atatürk Caddesi üzerinde bulunan işyerinde 22 Yıldır Oyma Nakkaş ustalığı yapıyor.
1990 yılında kendi kendine merak salarak başladığı Nakkaşlığı tam 22 yıldır sürdüren Ali ÖNER yaptığı birbirinden güzel eserleri Camilere ve İlçeyi ziyaret edenlere hediye ediyor.
Allah Rızasından başka bir amacı olmadığını söyleyen Ali ÖNER, Ceviz işlemesi eserlerini hiçbir ücret talep etmeden ilçede bulunan Camilere bağışladığını söylüyor.
Allah Kelamını Ceviz üzerine işlemesinin kendisinde bir Hobi olarak başladığını söyleyen ÖNER, Atatürk Caddesi üzerinde bulunan İhlas Kuruyemiş isimli işyerini Atölye olarak kullanıyor.Gelen müşterilerinden çok ilgi gördüğünü belirten Ali ÖNER bazı müşterilerine de hediye olarak yaptığı tablolardan verdiğini söylüyor.
Allah’ın verdiği bir yetenekle kendi el becerisi ile bu işi yapan ÖNER yaptığı eserleri hediye ettiği camilerin sayısını kendisi de bilmiyor.Allah Ömür verdiği müddetçe bu sanatı yapmaya devam edeceğini söyleyen Ali ÖNER, “Allah rızasını gözeterek yapıyorum.Hiç bir ücret almıyorum.Allah kelamı güzeldir.Bu çalışmayla da süslüyorum” diyor.

|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 27 Şubat 2012 07:36 |
|
Tarih boyunca bu dünyadan sayısız insan gelip geçmiş, büyük çoğunluğu unutulmuştur.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 27 Şubat 2012 06:54 |
|
İlçemiz Afşin'den de yarışmaya katılanlar olmuştu.İşte Türk Lirasının simgesi.
TL'nin yeni simgesi Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı toplantıda tanıtıldı...
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Türk Lirası'nın yeni simgesinin altın oran uyumuna dikkat edilerek tasarlandığını bildirdi. Başçı, finale kalan 7 tasarım olduğunu belirterek, banka yönetiminin, titiz değerlendirme süreci sonucu bu 7 tasarım içinden, birincilik ödülüne layık görülen eser ile teşvik ödülüne layık görülen 3 çalışmayı belirlediğini söyledi. Başçı, birincilik ödülüne layık görülen tasarımın Tülay Lale'ye ait olduğunu belirtti.
Başbakan Tayyip Erdoğan, Merkez Bankasında düzenlenen Türk Lirası Simge Tanıtım Programında yaptığı konuşmada şunları söyledi:''Şu andaki paramız itibarı temsil ediyor. Şu andaki paramız, gücü, bağımsızlığı, gururu temsil ediyor. Bugün artık Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ay yıldızlı bayrağımızla, pasaportumuzla olduğu kadar cebindeki, cüzdanındaki parasıyla da gurur duyuyor. Hatırlayın o döviz bürolarını... Her köşe başında döviz büroları yok muydu? Niye döviz büroları vardı? Çünkü bizim paramızın değeri yoktu. Maaşı alan döviz bürosuna koşuyordu para değer kaybetmesin diye. Akşamdan sabaha para değer kaybediyordu. Şimdi o döviz bürolarının neredeyse tamamına yakını kapandı. Artık onlara ihtiyaç yok. Çünkü paramızın gücü var, onuru var, haysiyeti var.
İşte bugün de yine tarihi bir adım atıyor ve artık paramıza, ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada kullanılacak, yeni bir simge kazandırıyoruz. Tıpkı ABD dolarının olduğu gibi, tıpkı Avro'nun, Yen'in olduğu gibi, artık Türk Lirası'nın da bir simgesi var. Simgenin bir çıpaya benzemesi, paramızın, kıymet saklama aracı olarak güvenli bir liman olduğunu vurguluyor. Yukarı doğru kıvrımlı çizgiler de paramızın yükselen bir değer olduğunu sembolize ediyor. İnşallah, başta Merkez Bankamız olmak üzere tüm kurumlarımızın, medyamızın, sivil toplumun, tek tek vatandaşlarımızın çabasıyla, bu simgeyi tüm dünyada tanınan bir simge haline getireceğiz. Bilgisayarlarda artık bu simgenin çıktığı tuşlar olacak. Yıl boyunca yürütülecek kampanya neticesinde, umuyorum ki bu simge de zihinlere yerleşmiş olacak.
Paradan sıfırların atılması, paraya bir simge kazandırılması, altını çizerek söylüyorum, asla ve asla sadece teknik bir operasyon değildir. Paramıza yeniden itibar ve değer kazandırılması, bir milletin, bir ülkenin yeniden uyanması, şahlanması ve 'ben de varım' diyerek küresel bir aktör olarak öne çıkmasıdır.''
Finalde elenen diğer simgeler:
Türk Lirası'nın simgesi için 8362 başvuru yapıldı. Bu başvurular arasında 7 simge finale kalırken, birincilik ödülüne layık görülen tasarım Tülay Lale'ye ait oldu. TL simge yarışması fikri 2011-2015 planında TL'nin tanıtılması amacıyla yer aldı. Yarışma takvimi içinde 8362 adet başvuru yapıldı.
Finale 7 tasarım kaldı. Tülay Lale'ye ait olan tasarım birincilik ödülüne layık görüldü. Lale'nin tasarımında düz olan çizgiler, yukarı eğimli hale getirildi.
İşte TL'ye Simgeyi İlk Teklif Eden İsim
Babacan: TL'nin Simgesi, Türkiye'nin Başarılarının Önemli Bir Simgesi
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, TL'nin simgesinin aslında 9,5 yıllık dönemde Türkiye'nin elde ettiği başarıların ve istikrarın da önemli bir simgesi olduğunu belirterek, ''Geleceğe bakıyoruz, istikrardan yükselen bir ekonomiden bahsediyoruz. Ama inanın bugünlerde dünyanın pek çok ülkesi derin krizleri nasıl atlatacağız, sorunlara nasıl çözüm bulacağız, kısa vadede ne yapmalıyız ki bu problemleri atlatabilmenin derdi içerisinde. Bizim çok şükür geçtiğimiz dönemde yapmış olduklarımız, yapıyor olduklarımız, Türkiye'deki siyasi istikrarın sağlam bir noktada olması, bizi ayıran en önemli konular olarak ortaya çıkıyor'' diye konuştu.
|
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 05 Ocak 2012 16:48 |
|
Afşin İlçe Halk Kütüphanesi tarafından uygulanan kitap okuma kampanyası kapsamında bu ayki ödüle ev hanımı Asalet AKIN layık görüldü.
Ödülünü Afşin Kaymakamı Faik ARICAN' dan alan Asalet AKIN'ı tebrik ediyoruz. Bir aylık dönemde Afşin Halk Kütüphanesinde 1039 kitap alınarak okundu.
Afşin Kaymakamlığının başlattığı Ödüllü Kitap Okuma Kampanyası Halk Kütüphanesine olan ilgiyi on katına çıkardı.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 16 Aralık 2011 08:48 |
|
Afşin Zaman Gazetesi,FEM Aksu Dershanesi ve Samanyolu Derneği tarafından ortaklaşa tertip edilen Aşura etkinliği bu Cuma'da sürüyor.
Bu gün de Kar,Kış demeden Aşura dağıtılacak.Sitemiz Yedisevin.com u ziyaret eden Zaman Gazetesi Afşin Temsilcisi Hasan GÜNEŞ ve Afşinbey Eğitim Kurumları Etüt Salonu Müdürü Türksevin'li hemşehrimiz Erkan ÖZCAN "Mübarek Muharrem Ayınız kutlu olsun.Cumanız Mübarek Olsun" dedi.

|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 12 Aralık 2011 08:49 |
|
*İnsan köle doğmaz, köle yapılır. * Gerçek olan tek yarış! İnsanlık yarışıdır. * En büyük sevgi, insanlık sevgisidir. * İnsan, insanın efendisi olamaz. * Ancak kendi kendini yönetebilen insanlar hürdür. * Bütün insanlar özgür ve eşit doğarlar. * Milli kinlerin üstünde, insanlık muhabbeti vardır. * Özgürlüğünden vazgeçen kimse, insanlık hak ve görevlerinden vazgeçmiş demektir. * İnsan sevgisi kadar büyük sevgi olamaz. * Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir. * Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. * Kişisel hürriyetler kutsaldır. * İnsanları sevmeyi öğrenmek, gerçek mutluluktur.
|
10 Aralık İnsan Hakları Günü... 10 Aralık tarihini içine alan hafta da İnsan Hakları Haftası...

Haklarımızın Ne Kadar Farkındayız?
Eski devletlerin yönetim anlayışı baskıydı. Böyle giden bir işleyişe "dur" diyebilmek için 1215 yılında İngiltere Kralına kabul ettirilen bildirge, Magna Charte (Magna Karta) İnsan Hakları kavramının ilk belgesi sayılır. İnsan hakları konusunda yayınlanan bir diğer önemli bildirge, Amerika'da yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesi'dir. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi kavramlar, 1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi'nden sonra yayınlanan "İnsan Hakları Bildirgesi"nde gerçek yerini alacaktır.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra, devletler; bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerçeğinde birleştiler. Çünkü, insanlar özgür olmazlarsa savaşlar sürüp gidecek bu da uygarlıkların sonunu getirebilecekti.
İnsanın değişimi ve gelişmesinin sonucunda 10 Aralık 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi doğmuştur. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden birisi olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni ilk onaylayan ülkeler arasında yer almış ve insan hakları konusundaki önemli sözleşmelerin büyük bölümüne taraf olmuştur.
İnsanın bu noktaya varmak için verdiği mücadelenin temelinde düşünülebilmesi yatıyor. İnsanı insan yapan en büyük değerlerden biridir düşünebilmek. Bu nedenle, özgürce düşünme hakkı, yaşama hakkından sonra gelen en önemli haklardan biridir. Böylesi hak ve özgürlükleri yaşayan bireylerden oluşan bir toplumda haksızlıklardan, eşitsizliklerden, adaletsizliklerden söz edilebilir mi? İnsan hakları ihlallerinden de...
İnsanın en önemli hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkını düşünme, eğitim-öğretim, çalışma, iletişim... hakları desteklemektedir. Tüm bunlar da eğitim hakkıyla beslenebilir. Anayasamızda"Kimse eğitim ve öğretim hakkından mahrum bırakılamaz" denilmektedir. Millî Eğitim Temel Kanunumuz da bunu desteklemektedir. Eğitimciler olarak, insanı haklarının bilincine ve sorumluluğuna vardırmak da en önemli görevlerimiz arasındadır.
İnsan hakları ve temel özgürlükler alanında diğer demokrasilerle aynı değer ve amaçları paylaşan Türkiye, insan hakları standartlarının en yüksek düzeye getirilmesi amacıyla son yıllarda birçok önemli adım atmıştır.
9 Nisan 1997 tarihinde kurulan ve insan hakları konularıyla görevli Devlet Bakanı başkanlığında, Başbakanlık, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Sağlık ve Millî Eğitim Bakanlıkları Müsteşarlarının katılımıyla faaliyetlerini sürdüren İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun (İHKÜK) çalışmalarına hız verilmiştir. Öte yandan İnsan Hakları Komisyonu (İHK) bugüne kadar 150'ye yakın karar almış ve bu kararların büyük bir bölümü uygulamaya geçirilmiştir.
|
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 19 Ağustos 2011 06:42 |
Afşin ilçesine 7 km uzaklıkta bulunan ve getirilen hizmetlerle 'örnek köy' olan Kötüre Köyü'nde yeni ve kapsamlı bir hizmete daha imza atıldı. Kötüre Köyü Geliştirme ve Güzelleştirme Vakfı'nın girişimleri ile Kötüre Köyü Yunus Emre Kültür Merkezi ve Cemevi'nin açılışı gerçekleştirildi.
Yemyeşil doğası, yardımsever insanları ile son yıllarda devletin yanı sıra kendi imkânları ile de yatırım atağına kalkan Afşin ilçesine bağlı Kötüre Köyü'nde yaklaşık 2 yıl önce temeli atılan Cemevi'nin resmi açılışı dün en az 1000 kişinin katıldığı bir törenle gerçekleşti. Yurtdışında yaşayan Kötürelilerin yaz tatillerinde köylerine dönmeleri ile birlikte nüfusu 3-4 bini bulan Kötüre Köyü, örnek köy olma yolunda çalışmalarını hızla sürdürüyor. Bu amaçla yurtdışında çalışan ve köy halkının ortaklaşa girişimleri ile 2005 yılında kurulan Kötüre Köyü Geliştirme ve Güzelleştirme Vakfı, aradan geçen 6 yıllık sürede, köyün içme suyu, kanalizasyon ve yol yapımı gibi öncelikli ve önemli birçok sorununa çözüm bulmuştu. Söz konusu vakfın girişimleri ile 2 yıl önce temeli atılan Kötüre Köyü Yunus Emre Kültür Merkezi ve Cemevi'nin resmi açılışı dün oldukça kalabalık bir katılımla gerçekleşti. Vakfın Başkanı Akif Yüksel'in yurt dışında bulunması sebebiyle açılış programını Yönetim Kurulu Üyeleri İsrafil Erbil, Nesimi Erbil, Efendi Erbil, Cemal Yüce ve Ali Eren organize etti. Cemevinin açılışına çevre ilçe ve illerden de büyük bir katılım gerçekleşti. Açılış sonrası aslen Kötüreli olan ve ünlü Türk Halk Müziği Sanatçısı Özlem Özdil'in babası Dursun Özdil ve Emrah Mahzuni söyledikleri türkülerle açılış programına katılanlara unutulmaz anlar yaşattılar.Cemevi ve şimdiye kadar yapılan hizmetler hakkında bilgiler aktaran Kötüre Köyü Geliştirme ve Güzelleştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi İsrafil Erbil, köylerinin en büyük eksikliklerinden birini gidermekten dolayı çok mutlu olduklarını söyledi. Çoğu yurtdışında yaşasa da köylülerinin memleketleri ile bağlarını asla koparmadıklarını ve köylerine her şartta sahip çıktıklarını vurgulayan Erbil,“Köyümüz, devlet vatandaş işbirliği ile birçok köyün yeni yeni aldığı hizmetlere ve yatırımlara yıllar önce kavuştu. Bu özelliği ile de 'örnek köy' olma yolunda büyük adımlar atıldı. Köyümüzün en büyük eksiği olan Cemevi ve kültür merkezimizin de temelini yine Vakfımız ve köylülerimizin girişimleri ile atmıştık.2 kattan oluşan ve 500 metre karelik Kültür Merkezi ve Cemevimiz'de kendi kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarmak amacını taşıyoruz. Köyümüzdeki cenazelerde büyük kolaylık sağlayacak morg ve cenaze yıkama bölümümüzde binanın arka tarafında bulunuyor. Merkezimizde bundan sonraki dönemlerde köylümüz bütün ibadetlerini geniş ferah bir ortamda yapabilecek. Ayrıca merkezimizde Alevi inancına yönelik doğru ve gerçek bilgilerin yer aldığı kitaplardan ve basılı yayınlardan oluşan bir kütüphanemiz olacak. Köyümüze hayırlı olsun diyor bu merkezin yapımında emeği geçen herkese vakfım ve arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum” dedi.Kötüre Köyü Yunus Emre Kültür Merkezi ve Cemevi'nin açılış törenine Afşin'den birçok resmi daire amirinin yanı sıra Elbistan Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ali Rıza Cimikoğlu'da katıldı. |
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 09 Ağustos 2011 11:05 |
|
Müslüman feraset sahibidir, açıkgöz değil...
Müslüman tebessüm edendir, yılışan değil... Müslüman yardım edendir, başa kakan değil... Müslüman sevdirendir, nefret ettiren değil... Müslüman tebliğ edendir, lâfazan değil... Müslüman vakar sahibidir, kibirli değil... Müslüman sabredendir, korkak değil... Müslüman affedendir, cezalandıran değil... Müslüman cömerttir, müsrif değil... Müslüman iktisat edendir, cimri değil... Müslüman tevazu sahibidir, haset eden değil... Müslüman mütevekkildir, tembel değil... Müslüman kendi nefsini hesaba çeker, başkasınınkini değil... Müslüman etrafının kandilidir, kendisinin değil... Müslüman hizmete taliptir, ücrete değil... Müslüman tefekkür edendir, kötü düşünen değil... Müslüman inanandır, inkâr eden değil... Müslüman dua edendir, beddua eden değil... Müslüman taklit edilendir, taklit eden değil... Müslüman Allah’ın kuludur, başkasının değil... |
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 27 Haziran 2011 07:23 |
9. Türkçe Olimpiyatları'nın Kahramanmaraş programı Hanefi Mahçiçek Stadyumu'nda düzenlenen görkemli bir törenle gerçekleştirildi.
Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam, "Türkçe Olimpiyatları'nın bir tek gayesi var. Türkçemizi evrensel bir dil halinde dünyaya tanıtmak" dedi. 9. Türkçe Olimpiyatları'nın Kahramanmaraş programı Hanefi Mahçiçek Stadyumu'nda düzenlenen görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan geceye, stadyumu dolduran binlerce Kahramanmaraşlı katılırken renkli görüntüler oluştu. Törenin açılışında konuşan Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, geçen yıl 13 kentte düzenlenen olimpiyatların, bu yıl 24 farklı kente yayıldığını ifade etti. Olimpiyatlarda, dilleri, dinleri, ırkları farklı yüzlerce gencin Türkçe çatısı altında birleşerek hünerlerini sergilediğini ifade eden Sağlam, bu yılki etkinlikler tamamlandığında 600 bin vatandaş tarafından izlenmiş olacağını belirtti. Sağlam, şöyle konuştu: "Bu kitlenin dünyada uluslararası faaliyetlerde hiç ulaşılmamış bir rakam olduğunu huzurlarınızda belirtmek isterim. Şimdiye kadar 500 bine yakın vatandaşımız bu faaliyetleri seyretti ve 5 kıtadan gelen bu gençler onlara hünerlerini gösterdiler. Türkçe olimpiyatlarının bir tek gayesi var. Türkçemizi evrensel bir dil halinde dünyaya tanıtmak. 220 milyon insanın konuştuğu Türkçemiz bugün artık 10 binlerce öğrencinin Türkçe öğrenmesiyle ve onlardan olimpiyat komitesince seçilen üyelerle birlikte buraya gelerek faaliyet göstermesiyle dünya çapında, belki de UNESCO'nun bile, rekor ondaydı çünkü, kıramadığı bir rekoru kırdı. 500 bine yakın insan bu faaliyetten yararlanıyor. Şimdi gençlerimiz bizlere Türkçe'deki hünerlerini gösterecekler." Türk okullarında öğrenim gören bu çocukları kendi yavruları gibi gördüklerini kaydeden Sağlam, bu gençlerin döndüklerinde hepsinin Türkiye'nin bir temsilcisi olacağını kaydetti. Sağlam, "Ömür boyu bizim birer fahri konsolosumuz, fahri büyükelçimiz olacaklar. Onları kucaklıyoruz, onları selamlıyoruz. Bizim tertip komitesi olarak yaptığımız fazla bir şey yok. Bu hareketin kahramanları öğretmen meslektaşlarımız. Dünyanın dört bucağına gözlerini kırpmadan, bazen tek başlarına, bazen bir iki arkadaşları ile gidip dünyanın her yerinde binin üzerinde Türk okullarını kurdular. Büyük bir hareket haline gelmelerinde onların bu çalışkanlıklarının, onların dünyaya örnek olan davranışlarının büyük rolü var. Onlar Türk terbiyesinin, onlar Türk bilgi ve geleneğinin, Türk efendiliğinin 5 kıtada, binin üzerinde okulda, 130 ülkede temsilciliğini yapıyorlar. Onlara minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz" diye konuştu. Sağlam sözlerinin sonunda, ABD'de bulunan Fethullah Gülen'e teşekkürlerini sunarak, "Bu hareketin manevi destekçisi, okyanus ötesindeki hocamıza buradan minnetlerimizi, şükranlarımızı gönderiyoruz" şeklinde konuştu. Daha sonra Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Kemal Karaküçük', Sağlam'a katkılarından dolayı teşekkür plaketi sundu. Birbirinden güzel türkü, şarkı ve şiirlerin seslendirildiği olimpiyatlara, Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe, Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, AK Parti Milletvekilleri Prof. Dr. Yıldırım Ramazanoğlu, Sıtkı Güvenç, İl Emniyet Müdürü Mustafa Aydın ve binlerce vatandaş katıldı. |
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 24 Haziran 2011 07:00 |
|
Yine gözlerimiz dolacak,yine gönüllerimiz coşacak.Dünyanın dört bir tarafından Türk okullarından gelen öğrenciler 9.Türkçe Olimpiyatlarının Kahramanmaraş ayağında Hanefi Mahçiçek Stadyumunda Kahramanmaraşlılarla buluşacak.
Dünyanın 130 ülkesinden Türkçe'mize gönül veren öğrenciler 24 Haziran Cuma günü Kahramanmaraş'ta olacaklar.
İlçemiz Afşin'den de yaklaşık 300 kişinin Kahramanmaraş'taki Hanefi MAHÇİÇEK Stadyumuna gitmesi bekleniyor.
Edinilen bilgiye göre bugün en geç Saat 17:00 ye kadar ilçemizden otobüs kaldırılacak.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 22 Haziran 2011 08:13 |
Türkçe Olimpiyatı Tertip Komitesi Üyesi Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan ile Türk okullarının öğretmenlerinin eşlik ettiği çocuklar Yargıtay Başkanı Kaynak tarafından karşılandı. Tekalan'ın olimpiyatla ilgili bilgi vererek başladığı kabule katılan çocuklar Kaynak'a hazırladıkları Türkçe şiir ve şarkılarla küçük bir sunum yaptı.
*Haberin detayı için tıklayınız.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 26 Ocak 2011 14:07 |
|
Eski İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Erdem Karakoç'un öncülüğünde Feshane'de bir araya gelen Ülkücüler, Önce Eyüp Sultan Camiinde yağan yağmura rağmen dış avlulara kadar taşan büyük bir katılımla sabah namazını eda ettiler.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 24 Aralık 2010 09:45 |
|
Afşin'li Yazar Dr.Mehmet GÜNEŞ tarafından yazılan,Yazarımız Halit Afşin AKSU tarafından hazırlanan AFŞİN ŞİVESİ Videosunu mutlaka izleyin.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 10 Aralık 2010 05:53 |
İnsanlar sosyal hayat olarak bir arada yaşayabilen bir özelliğe sahiptir. Tek başına yaşaması çok zor bir durumdur. Bu birlikte yaşamanın zaman zaman faydaları zaman zaman da zararları olması gayet normaldir. Komşunun çocuğu komşunun çocuğuyla kavga eder fakat büyükler olayı anlayışla karşılamazsa olaylar büyür. Komşunun tavuğu komşuya zarar verir karşılıklı hoş görü gösterilmezse kavga çıkar. Buna benzer daha değişik komşuluk ilişkilerini zedeleyecek olaylarla karşılaşabilinir. Komşuluk ilişkisi içerisinde bulunan insanlarda eğitim, anlayış konusu azsa o zaman problemler daha da büyüyebilir. Atalarımız bu konuda “Ev alma komşu al” diyerek bu hususun önemini belirtmişlerdir.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 06 Aralık 2010 15:47 |
Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
"Üstad", diye sormu...ş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."
N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.. |
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 18 Kasım 2010 13:59 |
|
Lale sümbül keven kokar dağları Binbir türlü üzüm verir bağları Buram buram kokar tereyağları Hasret kaldım sana SEVİN KÖYLERİ
***
Binboğanın gelamanın başına Kurban olam toprağına taşına Armut güzelinin hilal kaşına Hasret kaldım sana SEVİN KÖYLERİ
***
Küçüksevin Büyüksevin Binboğa Örendere kızılkaya hep ağa Üzüm sergileri atılmış bağa Hasret kaldım sana SEVİN KÖYLERİ
***
Canpolat'ım Örendere köyünden Asıl soyu Hacımıstık beyinden Evvelinde orta asya soyundan Hasret kaldım sana SEVİN KÖYLERİ
***
ÖNAL CANPOLAT 25.07.2008 GAZİANTEP |
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 18 Kasım 2010 13:57 |
|
Ahır Dağı rüzgârınla Binboğa'ya selam söyle
Bir havadis alsın gelsin Yaylalar yeşerdi mi ola.
Dikmen Dağı dimdik durur Büyüksevin'in ardında
Mantarlar kengerler biter Koyaklarının sırtında.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 26 Ekim 2010 13:54 |
|
Uluslararası sistemin Müslümanların gerçekleştirdiği şiddet olaylarıyla baş edebilmesi için öncelikle Müslümanları ilgilendiren temel sorunlar hakkında meşru platformlar oluşturması gerekiyor.
ARKASINDA hangi güç olursa olsun, Hindistan’ın Mumbai şehrinde meydana gelen terör saldırılarıyla ilgili olarak inkar edilemeyecek bir gerçek var: bu saldırıları sosyal kimlikleri Müslüman olan insanlar gerçekleştirdi.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 26 Ekim 2010 13:47 |
|
Cüneyt Özdemir'in köşe yazısından ilgili bölüm:
Senin başının örtülü olmasından bu devlet korkuyor anne.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 25 Ekim 2010 11:54 |
|
Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez…. Biri tipta okuyordu, öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 25 Ekim 2010 10:08 |
|
Kasabanın üzerindeki derin karanlık yavaş yavaş yok olmaya başlamadan Ezan sesi karanlıkları delerek semaya doğru yükseliyordu.Sessiz ortamda daha bir anlamlı ve insanın yüreğini sızlatan bu çağrı uyumakta olan Hasan efendinin kulağını ılık bir rüzgar gibi okşuyordu.Hızla yataktan kalkıp rehavet veren uykuyu bıçak gibi kesip atan soğuk suyla abdest aldı.Gözlerinde uykudan eser kalmamıştı.Gayet dinç ve huşu içerisinde kıldı namazını. Namaz sonrası yine tüm ümmet için dualar etti.Gün tamamen ağarana dek sürdü duası.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 22 Ekim 2010 15:13 |
|
O hüzünlü türküyü çocukken bizim evimizde Aşık Mahzuni'nin sazından dinlerken üzülürdüm: "Maraş'tan bir haber geldi. Dediler ki Merik ölmüş!.."Ben de derim ki: "Kele; hele bizi bir dinle Entepli ağam!.."
İÇLİ KÖFTENİN BÜYÜSÜ Çocuktum... Maraş'ın ilçesi o yemyeşil Afşın Dağları tepeleri üzüm bağları ile doluydu. Canım annem Ayşe Hatun Sultan, kırmızı ve beyaz üzümleri birbirinden ayırır, sonra beyaz üzümleri teknenin içinden ayakları ile çiğnerdi. Bir kazanda toplanıp ezilen üzümlerin üstten suyu alınır, hafif kaynatılırken içine biraz da un kadar çırpa çırpa kaynatırdı. Daha önce bir ipe dizilmiş kuru cevizler tek tek kazanın içine sarkıtılır, sonra da gergin iplere asılarak kurutulurdu. Kırmızı üzümde ise aynı işlem yapılır ama içine ayrıca nişasta konulurdu. Ayrıca evdeki çarşafların üstüne artık o pekmezleri inceden sürer ve kuruturdu. Buna 'bestik' derdik ve içine ceviz koyarak yerdik. Şu ev baklavasına gelince... Bütün sihri içine konulan hamurun inanılmaz ince ve çok katlı olmasıydı. Şıranın verilme zamanı da önemliydi. Şimdi yemeklere geçelim... Elbette dünyanın belki de en acı, ama en lezzetli yemeklerinin içindeki lezzet sihri olan kırmızı pul biberin vatanı Maraş'tır. Şimdi gelelim yemeklere: Çiğ köftenin eti mermer üzerinde tahta tokaç ile dövülür ve asla su kullanılmaz. Güzin Teyzem çiğ köfteyi yoğururken alnından düşen ter damlaları için "Bu, köftenin su hakkı," derdi. İçli köftenin büyüsü ise şu: Tereyağ donmuş halde köftenin içine konulur. Köfte suda kaynatılıp sıcak halde servis yapılır. Hele domatesli kebabı var ki, yerken suyuna aman dikkat!
ANACIĞIM BEĞENMEZSE YANDIN! Sarmalar ve dolmalar, bamya, et kabağı... Kış için hazırlanan kavurmalar... Küçük lahmacunlar, ama illa da üzeri kapalı pideler. Elbette yemek öncesi tarhana çorbası vardır ki tek itirazım da bunadır. Sevmem. Sofraya her geldiğinde isyan ederim: "Tarhana tartar, karnımı yırtar, ana beni kurtar!" diye bağırırım. Benim favori çorbam ayak paçadır. Kelle paça da harika yapılır. Hatta mumbar özel tavsiyemdir. Mado lokantası açılınca bir Maraşlı ve biraz da gurme olarak denetlemeye anamı da alıp gideceğim. Sevgili Atilla Kambur'a bir hatırlatma yapayım: Anamı Üsküdar'daki Kanaat Lokantası'na götürdüm. Etli yemek istedim. Annem yemeğin tadına baktı, garsona "Evladım bunun adı nedir?" dedi. Garson "Biz buna Elbasan tavası deriz," dedi. Anam sinirlendi: "Biz buna Elbistan tavası deriz," dedi. Garson gülümsedi: "Doğrusu o, ama herkes bunu böyle biliyor," dedi. Sevgili Atilla, Mado'ya anacağımla geleceğim ve ona doğduğu kasabanın yemeği Elbistan tavasını ikram edeceğim. Anacağım beğenmezse yandın Atilla hemşehrim!..
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 20 Ekim 2010 07:21 |
|
Dedem Veli GÜLDAĞ’ın anısına…
Köyün hemen yanı başında iki tepenin arasına sıkışmış bir vadiye vermişti Hayatını.Orada herkesten uzak ama herkes için bir şeyler yapmanın zevkini yaşıyordu.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 24 Eylül 2010 16:32 |
|
Referandumdan birkaç gece önce telefonum çaldı. Ekrana çıkan numara yurtdışından arandığımı söylüyordu. Kime ait olduğunu bilemediğim bu telefona kısa bir tereddütten sonra cevap verdim.
|
|
Karşımda eski bir dost. Demir gibi bir adam, can dostu bir beyefendi. Sesindeki titreyişten duygu yüklü bir şey anlatacağını hissettim. "Hayrola?" dememe kalmadı o, heyecanla nakletmeye başladı.
|
|
Kültürümüz
|
|
yönetim tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 24 Eylül 2010 14:35 |
|
Susup bir kulak ver yükselen sese,
Bir baştan bir başa dünyâ perişan.
Sarmalanıp konmuş inanç kafese,
Gözü damla damla semâ perişan...
|
|
|