TÜRKİYE CUMHURİYETİ
YENİ ANAYASA TEKLİFİ
Ali Rıza Güneş
(Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi)
BAŞLANGIÇ
Bu metin, “Türkiye Cumhuriyeti”nin milli ve manevi temellerde yükselmesi, istikrarlı bir şekilde gelişip muasır milletler seviyesine ulaşması, kültürel çeşitliliğin birlik anlayışı çerçevesinde korunup zenginleştirilmesi, yüksek ideal ve huzurun sağlanması için vatandaşlarının özgür iradesiyle hak ve adalet zemininde eşitlik prensibine dayanarak gerçekleştirdiği bağlayıcı millî bir mutabakat sözleşmesidir.
ANAYASANIN TEK MADDELİK ÖZETİ: Anayasa, hakkaniyete göre insanın faydasına olan şeyleri alan, zararına olan şeyleri de engelleyerek mutluluğunu sağlayan temel esaslar bütünüdür.
ANAYASANIN BÜTÜNLÜĞÜ: Anayasa, tüm maddeleriyle bir bütünlük oluşturur. Buna göre maddeleri içinde yer alan insanın faydasına ve zararına olan şeylerin belirlenmesinde hiçbir çelişki oluşturulamaz, engellene yapılamaz ve gereksiz yere sınırlandırılamaz. Özgürlükler bile hak ve adalet çerçevesinde kullanılır. Türkiye milletinin ihtiyaç duyduğu en doğal ve gerekli haklar bu metinde bir bütünlük içinde yer alır. Kanunun ruhu olan ahlak ihlal edilemez. Türkiye milletinin temiz vicdanına hiçbir baskı yapılamaz.
DEĞERLER (NORMLAR) HİYERARŞİSİ:
En üst değer, hak ve adalet normudur. Adalet, bedense hak da iliğidir. Bundan sonra ise hak ve adalete göre yapılmış anayasa gelir. Anayasayı, hak ve adalet anlamındaki babayasa (bugün bunu evrensel-ortak insan hakları ifade edebilir) aşılar. Bundan sonra da kanun, tüzük, yönetmelik gelir. Kanun, tüzük ve yönetmelik anayasanın çocukları gibidir. Fakat bazı kanunlar, anayasaya uymayan yaramaz çocuklardır. Bu çocukları ancak babayasa ile anayasa hak ve adalet normuna göre terbiye eder.
ANAYASALAR NESNEL VE HERKES İÇİNDİR. Anayasalar herkesi kapsayacak şekilde ve tarafsız şekilde düzenlenmelidir.
KORUNACAK DEĞERLER: Can, mal, inanç, akıl, nesil, tabiî çevre ve ortak kutsallar. Bu değerler en azından evrensel insan haklarıyla korunup geliştirilir. Korunacak bu değerler özelde Türkiye’nin, genelde ise tüm dünyanın menfaatini kapsar. (Yurtta sulh, cihanda sulh anlayışı, ülke içi ve ülkeler arası dayatmanın olamayacağı, insanlık ailesinin kardeşçe dayanışma anlayışında olması gerekliliği bunu ifade eder.)
AMAÇ: İnsanın hak ve adalet ile elde edeceği mutluluktur.
(Not: “Değişen Noktalar” başlığı, maddelerin en sonundadır)
BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR
DEVLETİN ŞEKLİ
1- 1.Madde: Devletin şekli, halkın haklı hâkimiyetine dayanan Demokratik bir Cumhuriyettir. Devlet, milletin mutluluğu için kanunî esaslarla yöneten bir hizmet aracıdır.
BÜTÜNLÜK
2.Madde: Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
BAĞIMSIZLIK
3.Madde: Türkiye Cumhuriyeti, milleti ve devletiyle bağımsızdır.
Bağımsızlıktan hiçbir şekilde ödün verilemez ve hiçbir dayatma kabul edilemez.
RESMİ DİL, BAYRAK VE MARŞ
4.Madde: a-Resmî dili Türkçe, b-Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır, c-Millî marşı, İstiklal marşıdır.
DEVLETİN TEMEL HEDEF VE GÖREVLERİ:
5.Madde: Devletin temel hedef ve görevi; insanın şerefini korumak, kişilerin hak ve hürriyetlerini kullanmalarının önünü açmak, halkın barış, huzur, güvenlik ve mutluluğunu sağlamak suretiyle insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlayıp desteklemek ve de bu mutluluğun dünyaya yansımasına çalışmak.
EGEMENLİK:
6.Madde: Egemenlik, milletindir.
a-Egemenlik, kayıtsız ve şartsız milletindir. Millet, temiz vicdanıyla onayladığı milli ve manevi haklarını özgürce kullanır.
b-Türkiye Milleti, egemenliğini halkın yaptığı anayasadaki esaslara göre yasama, yürütme ve yargı erklerinin eliyle kullanır.
c- Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa devredilemez. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. Anayasal egemenlik, içi boşaltılarak veya arkasından dolanarak keyfileştirilemez.
d-Milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan sınırlamalar egemenliğin özüne dokunamaz. Bu üyelikler milli yapıyı geliştirdiği sürece kabul edilir.
e-Millet, egemenlik meşruiyetini serbest iradesiyle hak ve adaletten alır. Milletin egemenliği, kendi gücü içinde bile olsa asla zorbalığa dayanmaz.
YASAMA YETKİSİ:
7.Madde: Yasama yetkisi, Türkiye Milleti adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez.
YÜRÜTME YETKİSİ
8.Madde: Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu (hükümet) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
Üniversite, ordu, emniyet, ekonomik çevre, siyasi parti gibi bürokratik ve özel kurumlar, milletinin hizmetinde yasayla hareket eder.
YARGI YETKİSİ
9.Madde: Yargı, yetkisini Anayasaya ve kanunlara göre Türkiye Milleti adına, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
EŞİTLİK
10.Madde: Özel ve tüzel kişiliği olan herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, variyet, düşünce, ifade, inanç, din, ibadet, mezhep ve inanmama ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin hukuk-kanun önünde eşittir.
a- Hiçbir kişiye, aileye, zümreye, sınıfa kuruluşa imtiyaz tanınamaz.
b- Özel korumaya muhtaç olan kişilere tanınan iyileştirici takviyeler, imtiyaz olarak değil; hakkı,
adaleti ve fırsat eşitliğini sağlayıcı düzenlemeler şeklinde yorumlanır.
c-Haklı olan, haksız olandan adalet terazisinde ancak haklı olmasıyla üstündür.
AHLÂKÎLİK
11.Madde: Ahlak, hukukun ruhudur. Hukuk da anayasanın temelidir. Yani, insanın vicdanı ve fıtratı korunmuştur, saygındır ve hukukla ete-kemiğe bürünmüştür.
a-Hukuk, katı bir yaklaşımla vicdanı kanatacak şekilde düzenlenemez.
b-Hukukun korunması, ahlakın da korunmasıyla mümkün olur. Zira ahlaktan soyutlanmış bir hukuk, soyulmuş bir kasa gibidir.
c-Şerefin ve kişiliğin korunması ve adaletin tam olarak gerçekleşmesi gibi hukukun bir kısım konuları ahlaka dayanır. Mesela: 10/b maddesinde de belirtildiği gibi sakat ve düşkün gibi özel korumaya muhtaç kimselere pozitif ayrımcılık yapılması, hukukun ahlakiliği prensibinden kaynaklanır. Yargıda adil bir kararın gerçekleşememesindeki delil yetersizliği engeli, ancak temiz vicdandan kaynaklanan “itiraf” veya delil karartmalarından vicdanen vaz geçmekle aşılır.
İKİNCİ KISIM
KİŞİNİN HAK VE HÜRRİYETLERİ
HÜRRİYET
12.Madde: Herkes, inanma, ibadet, ifade, mesken, seyahat, iş, eğitim, örgütlenme vb. gibi insanî bir hayat yaşamada hürdür.
Bu hürriyet, gereksiz bir şekilde sınırlandırılamaz. Herkesin hür olması, hiç kimsenin bir başkasının hürriyetine zarar vermemesiyle mümkündür. Sınırlı hürriyet, sorumlu ve korumacı bir hürriyettir. Yani bu hürriyet, hakların kısıtlanması değil; hakların çarpıştırılmadan dengeli bir şekilde yürütülmesi ve genişletilmesi demektir.
YAŞAMA HAKKI
11.Madde: Herkes, hiçbir tavize meydan verilmeden yaşam hakkına sahiptir.
a-Yaşam hakkını koruyucu ve geliştirici kanunlar tavizsizce uygulanır.
b-İdam cezası, yaşayanların hayat dokunulmazlığını sağlamak, cinayetten caydırmak ve mağdur başta olmak üzere kamu vicdanını tatmin etmek için uygulanır.
c-İdam cezası, ağır şartlara bağlıdır. Bu ceza, mağdurun isteğine bağlı (değilse tazminat ve hapis cezası uygulanır), yanlış idamları önlemek için kesin delil, cinayet üreme bataklığı olan eğitimsizlik gibi olumsuzluklar aşıldıktan sonra uygulanır. Amaç, potansiyel katil ve maktülü korumaktır. (Bir cana kıymış katili sadece hapse göndermek, tüm insanlığı öldürmeye denk olan cinayet fiiline oranla tatile göndermek gibi olduğundan hem kamu vicdanını teskin etmekten, hem de caydırıcılıktan uzaktır.)
d-İçki gibi zararlı alışkanlıklar ile trafik kazaları, insan hayatına yüksek oranda zarar verdiğinden dolayı bu iki şey denetim ve kontrol altına alınarak zararsız hale getirilmelidir.
NAMUS VE HAYSİYETİ KORUMA HAKKI:
12. Madde: Namus ve haysiyet insanın manevi değeri olarak koruma altındadır.
a-Kimse kimsenin namus ve haysiyetine taciz, tecavüzde ve hakarette bulunamaz.
b-Zina, toplumun genel ahlakına, nesil emniyetine, aile sadakatine ve şeref ve haysiyete
zarar verdiğinden dolayı yüz kızartıcı bir suçtur.
DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
24.Madde: Herkes din, inanç ve bunların gereğini yerine getirme hürriyetine sahiptir.
a-Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir. b-Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi tutulamaz. c-İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla özgürlüğün özüne dokunulmadan düzenlenebilir.
Alternatif 1 d-Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din eğitim ve öğretimi, kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Devlet bu taleplerin gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.
Alternatif 2 e-Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din kültürü ve ahlâk öğretimi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Din dersi ve eğitimi ise tüm okullarda seçmeli olarak özel isteğe bağlıdır.
Alternatif 1 f-Din ve inanç hürriyeti, kimsenin kimseye asla dinî ve felsefî baskısına veya istismarına dönüştürülemez.
g- Din ve inanca dayalı kılık ve kıyafet her bakımından bir hak olarak tanımlanır ve hayatın her sayfasında serbesttir. Kamu görevlileri ve öğrenciler için kılık ve kıyafet uygulamaları, inançların gereğini yerine getirmeye engel olmayacak şekilde düzenlenir.
ğ-Diyanet İşleri Başkanlığı, özerk bir kuruluştur; çoğulcu bir yapıya kavuşturularak, farklı inançların temsiline imkân tanınır. İFADE HÜRRİYETİ:
Madde 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir. Bu hürriyet, resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ya da verme serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Ancak bu izinler sebepsiz yasaklamalara dönüştürülemez. a-Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir. b-Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usûlünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Ancak bu sınırlamalar, keyfiliğe göre değil objektik kanunî ölçülere belirlenmek zorundadır.
EKONOMİK FIRSATLAR:
37.Madde: Zengin ile fakir arasındaki gelir-gider dengesizliği düzenlenmelidir. Vergi ayarı, iş fırsatı ve sosyal destek gibi konularla bu açık, makul bir seviyeye getirilir.
HESAP VERİRLİK:
41.Madde: Devlet ve millet herkes şeffaf ve hesap verebilir olmalıdır.
YENİ ANAYASA TEKLİFİNDE DEĞİŞEN NOKTALAR:
Yeni anayasa teklifinde eski anayasalara nispetle değişen önemli noktalar.
1- KİMLİK: Türk, Kürt, Çerkez gibi birçok unsurdan oluşan milletinin ortak kimliği Türk milleti yerine, “Türkiyeli” olarak ifade edilmelidir.
2- LAİKLİK: Toplumun bir kısmı üzerinde kötüye kullanılmış, barış, adalet, temizlik gibi dini ve insani ortak hakikatleri engelleyici bir özelliğe sahip ve baskıcı-dışlayıcı bir ideolojik manası olan laiklik yerine, laikliğin de ruhu olan isteyenin istediği gibi inanma ve inanmama hakkını ifade eden “özgürlük” tabiri yeterlidir. Dinlerin bile yasakladığı “zorlama-baskı” kavramını laiklik ideolojisiyle tekrar getirmek, insan haklarıyla ve milletin kayıtsız şartsız hâkimiyetiyle çelişir. Bu da babayasanın hakkaniyet ve anayasanın çelişmezlik ilkesine ters düşer.
3- BABAYASA: Anayasaların temeli ve ruhu olan babayasa hak ve adalet anayasayı bir aşılayıcı olarak ortak metinde yer alır.
4- DEMOKRATİK CUMHURİYET: Sadece Cumhuriyet değil, demokratik cumhuriyet kavramı kullanılmalıdır. Bir şekilde seçilmiş bir gurubun yönetmesi anlamındaki cumhuriyet, hakiki meşruiyetini halkın özgür iradesiyle seçtiği kişiler aracılığıyla (temsili demokrasiyle) gerçekleştirmek durumundadır. Meşruiyetini ve gerçek yetkisi halkından almayan cumhuriyetler, demokratik olamaz ve baskıcı yönetime dönebilir.
5- DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELER: Değiştirilemez maddeler hak ve özgürlük ilkesine aykırıdır. Değiştirilemez demek, vatanın gerçek sahibi millet istese de bunu yapamaz demek olduğundan anti demokratiktir. Tek değiştirilemez madde “hak, adalet ve özgürlük” ilkesidir. Bu ilke de insanın özgürlüğünü kısıtladığı için değil, onu hak ve adalet sahasında daha da özgürleştirdiği için değiştirilemez. Bu ilke, toplumun ve dünyanın nizamı bunun üzerine olduğu için vazgeçilemez bir normdur.
6- DEVLET: Kutsal bir canavar değil; insanının mutluluğuna hizmet eden bir hizmet aracı olarak değişmiştir.
7- AHLÂKÎLİK: Hukuku tanıma ve uygulamada ahlakilik prensibi getirilmiştir. Şöyle ki: Hukukun katılığı, ona ahlak gibi bir ruh verilmekle dengelenir. Ruh beden uyumu gibi. Ahlak, hakların içini doldurma, ona isabet esnekliği kazandırma, insanın fıtratında var olan mutluluk noktalarını harekete geçirme özelliğiyle hukuki kalıpta vücut bulur, şeklinde hukuktaki yerini alır.
8- İDAM CEZASI: İdamın tekrar konması talep edilmiştir. Şöyle ki:
İdam cezası, potansiyel katil ve potansiyel maktulün hayatını koruyan; kamu vicdanını “suça denk bir ceza” özelliğiyle adaleti sağlayan bir olay olarak eski anayasalarda ve modern birçok anayasada olduğu gibi yeni anayasaya da konmalıdır. Katilin hayatı, maktulün hayatından daha kıymetli değildir. Cinayete, idam cezası verilmemesi cinayete meyyal kimseleri “Sen öldür, devlet seni beslesin” şeklinde anlaşılacağı için dolaylı yoldan bu, cinayeti teşvik anlamına da gelir. Oysa anayasa ve devletin görevi yaşam hakkını korumaktır. Yaşat, yaşat prensibi korunmalıdır.
9- ZİNA CEZASI: Toplumun ve ferdin ahlakını, toplumsal bağları, aile sadakatini korumak için cezayı gerektiren bir suç olarak geri gelmiştir.
10- KILIK-KIYAFET: Kimsenin dinî veya örfî kıyafetinden dolayı hiçbir alanda engellenemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
ALİ RIZA GÜNEŞ
*******
www.alirizagunes.com
E-POSTA:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|